Hayır Deyince Neden Suçlu Hissediyorum?
Birinin isteğini geri çevirdiğinizde, kendinize zaman ayırdığınızda ya da bir şeye katılmak istemediğinizi söylediğinizde suçlu hissedebilirsiniz. Kararınızdan emin olsanız bile ardından açıklama yapma, özür dileme veya söylediğinizi geri alma ihtiyacı duyabilirsiniz.
Hayır dedikten sonra duyulan suçluluk, bazen yanlış bir şey yapmaktan çok, bir başkasının beklentisine uymamaya alışık olmamakla ilgilidir. Karşınızdakini hayal kırıklığına uğratmak; bencil, sevgisiz ya da kötü biri olduğunuz anlamına geliyormuş gibi hissedilebilir. Kendi isteğinizi dile getirmek, ilişkinizi tehlikeye atıyormuşsunuz gibi bir kaygı yaratabilir.
Hayır demek neden bu kadar zor gelir?
Hayır demek, iki insanın isteklerinin her zaman aynı olmadığını görünür kılar. Siz dinlenmek isterken bir başkası görüşmek isteyebilir. Bir yakınınız yardım beklerken sizin buna ayıracak gücünüz olmayabilir. Karşınızdaki kişi sizinle aynı fikirde olmasa da kendi kararınızı korumanız gerekebilir.
Ancak bazı insanlar için bu farklılığa dayanmak zordur. Karşılarındaki kişinin üzülmesini ya da hoşnutsuzluğunu, hemen düzeltmeleri gereken bir durum gibi yaşarlar. Böylece kendi isteklerinden vazgeçmek, ilişkideki gerginliği azaltmanın tanıdık bir yolu hâline gelir.
O anda “evet” demek rahatlatabilir. Fakat istemeden verilen bu yanıtlar biriktikçe yorgunluk, kırgınlık ve anlaşılmama hissi doğabilir. İnsan, söyleyemediği sınırın başkası tarafından fark edilmesini beklemeye başlayabilir.
Psikanalitik açıdan bu suçluluk bize ne anlatır?
Psikanalitik açıdan, bugün birine hayır derken yaşadığımız duyguların geçmiş ilişkilerimizdeki deneyimlerle de bağlantısı olabileceğini düşünürüz.
Çocuklukta sevgiyi, yakınlığı ve kabulü nasıl deneyimlediğimiz önemlidir. İtiraz ettiğimizde ne oluyordu? İsteklerimiz farklı olduğunda ilişkide bize yer var mıydı? Bir yetişkinin üzülmesi veya öfkelenmesi karşısında kendimizi sorumlu hissediyor muyduk?
Çocuk, bazı ilişkilerde uyum sağladığında yakınlığın korunduğunu, karşı çıktığında ise mesafe veya hoşnutsuzlukla karşılaştığını deneyimleyebilir. Zamanla “Sevilmek için sorun çıkarmamalıyım” ya da “Kendi isteğimi seçersem birini incitirim” gibi, açıkça düşünülmeyen ama ilişkileri yönlendiren beklentiler gelişebilir. Bu, hayır demekte zorlanan herkesin aynı geçmişe sahip olduğu anlamına gelmez; suçluluğun kişiye özgü anlamını araştırmak gerekir.
Yetişkinlikte karşımızdaki kişi hayır yanıtımızı kabul etse bile içimizdeki huzursuzluk sürebilir. Çünkü bazen bizi yargılayan, karşımızdaki kişinin tepkisinden önce kendi içimizdeki katı sestir: “Bunu yapmamalıydın. Onu üzmemeliydin. Biraz daha idare edebilirdin.”
Psikanalitik dilde üstbenliğin sert talepleriyle ilişkili olabilen bu ses, kendi ihtiyaçlarımıza yer açmayı bile bir kusur gibi hissettirebilir.
Suçlu hissetmem, yanlış yaptığım anlamına mı gelir?
Suçluluk, birine zarar verdiğimizde bunu fark etmemize ve sorumluluk almamıza yardımcı olabilir. Ancak her suçluluk duygusu, gerçekten bir haksızlık yaptığımızı göstermez.
Birini aşağılamakla onun isteğini yerine getirememek arasında fark vardır. Verdiğimiz bir sözü tutmamakla baştan kabul etmediğimiz bir talebi geri çevirmek de aynı şey değildir. Karşımızdaki kişinin hayal kırıklığı yaşaması, tek başına yanlış davrandığımız anlamına gelmez.
Bu ayrımı yapabilmek için kendimize şu soruyu sorabiliriz:
“Bir haksızlık yaptığım için mi suçluyum, yoksa birinin benden memnun olmamasına dayanmakta mı zorlanıyorum?”
Yanıt her zaman hemen gelmeyebilir. Yine de bu soru, hissettiğimiz duyguyla yaptığımız davranışı ayrı ayrı değerlendirmemize yardımcı olabilir.
Hayır dedikten sonra suçlulukla nasıl kalabilirim?
Önce, söylediğiniz hayırı hemen geri almadan ne hissettiğinizi fark etmeye çalışabilirsiniz. Karşınızdaki kişinin öfkelenmesinden mi, sizi bencil bulmasından mı, uzaklaşmasından mı korkuyorsunuz? Yoksa kendinizi ancak birine faydalı olduğunuzda değerli mi hissediyorsunuz?
Kısa ve açık bir yanıt vermek de yardımcı olabilir: “Bugün buna zaman ayıramayacağım” veya “Bu kez katılmak istemiyorum.” Duruma göre açıklama yapabilirsiniz; fakat kararınızı kabul ettirmek için kendinizi uzun uzun savunmak zorunda değilsiniz.
Başlangıçta sınır koyarken suçluluk duymanız mümkün. Yeni bir tutumun rahatsızlık yaratması, ondan vazgeçmeniz gerektiğini göstermez. Bazen ihtiyaç duyulan şey, suçluluğun tamamen geçmesini beklemekten çok, bu duygu varken de kendi isteğinizi duyabilmektir.
Bu güçlük ilişkilerinizde sürekli tekrarlanıyorsa, terapide hayır demenin sizin için ne anlama geldiği araştırılabilir. Çünkü bazen asıl korku, bir talebi reddetmekten sonra başlar: “Kendi istediğim gibi davranırsam, beni sevmeye devam ederler mi?”
Kendi sınırlarınıza yer açabilmek, bu sorunun taşıdığı kaygıyı anlamaktan geçebilir. Bir ilişkide hem karşınızdakine önem vermenin hem de ondan farklı bir şey istemenin mümkün olduğunu deneyimlemek zaman alabilir.
Sevilenlerle paylaşın veya yorum bırakmak için bize ulaşın.